Güzel Hatıralar

Rona Abla, Nuri Abi ve tüm Princeton Review ekibi biz öğrencileri en uygun üniversitelere yönlendirmekle kalmayıp, istediğimiz üniversitelere kabul edilmemiz için canla başla çalışıyorlar. Gerek çok iyi birer öğretmen olup gözümüzde büyüttüğümüz SAT sınavlarına hazırlıyorlar, gerek engin tecrübelerini kullanarak Amerika’daki üniversiteler konusunda bize yol gösteriyorlar, gerekse cana yakın birer arkadaş olup dertlerimizi paylaşıyorlar. The Princeton Review’da geçirdigim hergün bana yeni bilgi, tecrübe ve en önemlisi istediğim üniversiteye girebileceğim konusunda güven kazandırdı. TPR Turkey’de bizler için emek harcayan herkese çok teşekkürler!

Ekin Arıdağ (Northwestern University)

Bence Princeton Review Türkiye’ye “yurtdışı üniversitelerine hazırlık merkezi” demek onun asıl gücünü göz ardı etmek demektir.  Princeton Review, öğrencisiyle birlikte gelişen dinamik bir kurum.  Burada size sadece yapılması gereken kurallar öğretilmeyecek.  Aynı zamanda hayatın gerçekleri göz önünde bulundurularak size en uygun hayat önünüze sunulacak.  Bir nevi hayatta bir kere yaşanacak bu devri kaderin değil sizin kontrol etmenizi sağlayacak.  Ben burada aldığım enerjiyle hayatımı yönlendirebilmemin lüksünü yaşıyorum.  Birlikte her türlü şeyi paylaşabileceğiniz, her konuda konuşabileceğiniz ve eninde sonunda sizi istediğinizle kavuşturan bir yer burası.  Gittikçe rekabet ortamı kızışan bu kabul olayında en ufak bir hatanın yapılması sizi derinden etkileyebilir; Princeton Review Türkiye bu hataları minimum düzeye indirerek kabuller sırasında tamamen hayatı sizin ellerinize bırakıyor ve gerçekten çocukluk boyunca hep başkalarının sırtından geçindiğimiz bir yaşamı artık tamamen bizim kontrolümüze veriyor.  Bu yüzden Princeton Review, bir durak gibi sizi bu sancılı dönemi en rahat biçimde geçirmenizi sağlıyor ve en sonunda, sonuç ne olursa olsun- ki büyük ihtimalle bu dünyanın en iyi üniversitelerinden biri olacak- hayata bakış açınız değişiyor.  Burası her an kendini geliştiren ve sizi üniversiteye hazırlık, üniversite ve üniversiteden sonraki yaşamınızı yönlendiren bir kurum.  Her şey için başta Nuri Abi olmak bütün Princeton Review kadrosunda teşekkür ederim.

Ceyhun Arslan (Williams College)

“Hangi okul bana göre?”, “Nereden başlasam işe?”, “Yetişecek mi?”, “Yapabilir miyim?”, “Ya olmazsa?”, “Çok mu geç kaldım?” ve en önemlisi “Gelecekte ne yapıcam?”gibi milyonlarca soru kafamın içinde girdim ilk izlenimimin “Nasıl ofis binası bu, ev gibi!” olduğu o sarı binaya. Duvarlarda amaçlarına ulaşmış yüzlerce insanın isimleri… Okuyorum, okuyorum; bitmiyor. “Keşke ben de onların yerinde olsam, keşke bütün engelleri aşmış olsam,” diye iç geçirdim. Nuri Abi’yle konuştuktan sonra bazı şeylerin, hayal etmenin yanında, bir takım şeyleri hayata geçirerek, yola ne yaptığımı ve nereye gittiğimi bilip çıkarak elde edilebileceğini anladım. Hiç bir şey gözümde büyüttüğüm kadar karışık değildi aslında… Tek ihtiyacım olan tecrübe, destek ve ilgiydi. Her gittiğimde aklımdaki soruların cevaplarını bilerek o sarı binadan çıkacağımı biliyordum. Hep de öyle oldu. “Gel Serra, otur bakalım şuraya…” sözünü her duyduğumda oradan kalktığım da bir engeli daha aşacağımı ya da nasıl aşılması gerektiğini öğreneceğimi; sadece eğitim yolumu değil hayat yolumu da çizeceğimi, tecrübe hazinesinden payıma düşeni alacağımı biliyordum. Sıkıntının eğlenceye dönüştüğü, ciddiyetin eğlenceyi pekiştirdiği, “acaba?”ların “kesinlikle” olduğu, soru işaretlerinin sırf cümleleri değil, stresleri bitiren noktalara dönüştüğü yer: The Princeton Review. Geleceğime olan güvenimin, yüzümdeki gülümsemelerin nedeni olan bütün The Princeton Review “aile”sine teşekkürler. Artık oranın sadece dıştan değil içten de bir “ev” olduğunu biliyorum. Yaşayan bilir.

Serra Dilmener (Duke University)

ABD ve Kanada üniversite eğitimini yapabilmek ve kendi geleceğimi şekillendirmek için, hayatımda iki önemli faktör vardı. Ailem ve TPR. Babamın beni daha 9 uncu sınıfta okullar başlamadan 3 hafta önce Nuri Beye götürdüğünü o günü hatırlıyorum. Kendisinin bizim için bir kâğıda yazdığı yol haritası benim odamda çalışma masamın karşısında tüm lise eğitimim sırasında asili durdu. Bu yol haritası benim geleceğimi şekillendirdi ve bana yol gösterdi. Aile ortamını bulduğum TPR da herkesin büyük katkısı var. Samimi ve bilgi dolu bu Yeni Sulun sokaktaki bu ev bence yurtdışı eğitimde Türkiye’deki tek adrestir.

Emir Talu (University Of Toronto)

Princeton Review’a ilk geldiğim akşam bir yemekli toplantı vesilesiyle etrafı görme fırsatı bulmuştum. O anda duvardaki öğrencilerin kabul edildiği okul listelerini gördüğümde etkilendiğimi söylemeliyim. O zaman “ben de ileride bu listelerde yer alabilir miyim acaba” diye düşünmedim değil. Seneler geçtikten sonra kendimi yine aynı kanepede otururken buldum. Hedeflerim vardı ve hedeflerime ulaşabilmek amacıyla elimden gelen her şeyi yapmaya hazırdım. Princeton Review’un bu konuda bana çok büyük katkısı oldu. Princeton Review sağlam ve doğru adımlarla yol almamı sağladı. Üniversite başvurularında değerli danışmanımın tecrübelerini de paylaşarak bana yol göstermesiyle ve arkadaş canlısı, kabiliyetli öğretmenlerimin desteğiyle Amerika’nın en iyi tasarım okulu RISD’den ve birçok diğer ilk 25 okuldan kabulüm geldi. Eminim ki Princeton Review olmasaydı hayatımın dönüm noktasında hedefimi elde etmek çok daha zorlaşırdı. Hayalime kavuşmam için attığım bu büyük ve önemli adımda Princeton Review’un desteği benim için çok değerli. İkinci evim diyebileceğim bu yerde bana her konuda destek olanlara bir kez daha teşekkürlerimi sunuyorum.

Melis Göksan (Rhode Island School of Design)

Rona Hanım, Nuri Bey ve işlerini çok iyi yapan tecrübeli the Princeton Review ekibine, bu “at yarışı”nda bizlere kolaylık sağlayan “tüyo”ları verdikleri için teşekkür ederim. Evet, biraz kaba oldu ama işin aslı bu. Başarılı insanlar doğru yönlendirmelerle en iyi üniversitelere girebilirler. TPR sayesinde Johns Hopkins gibi bana çok uygun olan süper bir üniversiteye girdim. Hayattaki diğer hedeflerim için de mentorluk yapmış olan Nuri Bey, bir ağabey gibi, bana gerçekçi ve uzağı gören tavsiyeler de vermiştir. Banka kurmaktan Amerika’da araba kiralamaya kadar geniş bir konu yelpazesinde, hayat koçluğunu esirgememiştir. Bütüncül ve kaliteli danışmanlığı the Princeton Review’de gördüm ve emin adımlarla yoluma devam ediyorum. TPR’a minnetlerimi sunuyorum.

Okay Kayaoğlu (Johns Hopkins University)

Sizinle birlikte çalışmak benim için gerçekten büyük bir zevkti. Ofisinize ilk girdiğim gün zaten yurtdışında eğitim hakkında ne kadar bilgili ve tecrübeli biri olduğunuzu anladım. Daha da önemlisi benimle bir yetişkin gibi konuşmanız, verdiğiniz anekdotlar ve eğlenceli üslubunuz sayesinde çok stresli geçebilecek bir donemi çok iyi geçirdim. Ayrıca sizinle çalışırken tanıştığım ve bana yardım eden herkese çok minnettarım, gerçekten çok donanımlı bir ekiple çalıştığımı ilk günden hissettim ve yurtdışına hazırlanırken aklımda hiç bir soru işareti kalmadan yola devam ettim.

Mehmet Ali Tar (University of Oxford)

Yılların tecrübesiyle deneyim kazanmış ve usta ekibiyle hizmet veren The Princeton Review’da bulunduğum iki sene boyunca aldığım TOEFL ve SAT derslerinde başarıya ulaştım. Nuri Bey ve Rona Hanım’ın yakın ilgileri, başvuru formlarını doldururken gösterdikleri titizlik ve dikkat, üniversite seçimi konusunda danışmanlıkları ve beni en iyi şekilde hazırladıkları için teşekkür ederim.

Erol Saban (Columbia University)

Princeton Review ekibi sayesinde geleceğime dair çok büyük bir adım attık. Nuri Bey, sadece nasıl bir plan çizmemi değil, nasıl mutlu olabileceğimi de gösterdi. Yalnızca akademik olarak veya sıralama olarak hangi üniversitenin daha iyi olabileceğini göstermenin dışında o bölgede, o dünyada, o ortamda mutlu olup olamayacağımı anlamamı sağladı. Bazen kararsız kaldım, bazen sıkıldım, bazen panik yaptım ama Nuri Bey sayesinde en çok istediğim şeyi başardım. Okulumun olduğu şehre, ortama ve sunduğu olanaklara çok dikkat ettiğimi bildiği için bana en iyi seçenekleri sundu. SAT dersleri olsun, yazdığım essayler olsun beni hep destekledi. “Aferin sana!” dediğinde yaşadığım sevinçle aslında ne kadar yakın olduğumuzu fark ettim ve bunu ne kadar önemli bir şey olduğu zaman geçtikçe anlaşılıyor. Sürekli ilgi gösterdiği için pes etmedim, bambaşka bir ortamda çalışıyor olsaydım eminim çok farklı olurdu. Nuri Bey ne kadar yoğun olursa olsun hiçbirimizi ihmal etmeden ilgilendi. O kadar seyahat arasında bunu nasıl yaptığını hiçbirimiz bilmiyoruz. İşin sırrını o biliyor.  Hem Nuri Bey’in hem Rona Hanımın sabrı, bilgisi ve sevecenliği sayesinde bu zorlu süreci en iyi şekilde atlattım. Yeri geldi çok yoruldum ama değdi. TOEFL sınavını evimde, Princeton Review’da almamla yaşadığım rahatlık bana sundukları bir başka kolaylıktı. Denemeye girer gibi girdiğim sınav, istediğim sonucu almamı sağladı. Nuri Bey’in bana olan güveni herkese olduğu gibi sonsuzdu. Bir an olsun inanmaktan, daha iyisini yapabileceğimi düşünmekten vazgeçmedi. Ben de güvenini sarsmamak için hayalimin peşini bırakmadım. Katkılarını hiçe sayamam, evim gibi hissettiğim Princeton Review’un bana öğrettiği çok şey var. Eminim okuldan daha çok ziyaret ettiğim ve keyifle gittiğim bu yer başka bir yer ile kıyaslanamaz. Bu nedenle onlara ne kadar teşekkür etsem azdır.

Melis Piroğlu (Northeastern University)

Yüksek lisans eğitimimi yurtdışında bir üniversitede yapmaya karar verdiğimde kafamda cevaplanmamış pek çok soru vardı. Princeton Review’a ilk gittiğimde beni en çok etkileyen verdileri hizmetin kapsamının dışında kafamdaki bütün soruların ne olduğunu çok iyi bilmeleri ve cevaplarının hazır olduğu idi.  Daha önce bu süreçten pek çok ülkede sayısız öğrenci ile geçtiği için Princeton Review aradığım uzman kurumdu. Yurtdışındaki Princeton Review ofislerinde çalışmış deneyimli Amerikalı eğitmenleri ve öğrencilerin zayıf olduğu noktalara ağırlık veren hazırlık kursu sayesinde 3.5 hafta gibi kısa bir sürede GMAT skorumu %35 gibi yüksek bir oranda arttırarak 700 puan almayı başardım. 2.5 aylık bir çalışmanın sonucunda ise Amerika’daki Columbia Üniversite’si yüksek lisans programına kabul edildim. Yüksek lisans eğitimi gibi kişilerin gelecekteki kariyerleri için çok kritik bir önemi olan bir konuda en iyi hazırlığı ve başvuruyu yapmak isteyen herkese Princeton Review’u tavsiye ederim.

Mehmet Tür (Columbia Business School)

Hayatımın belki de en zorlu döneminde bana çok büyük destek veren Princeton Review ailesine nasıl teşekkür etsem bilemiyorum. Her umutsuzluğa kapıldığımda bana benden fazla güvenen, her ne yapacağımı bilemediğimde sınırsız bir sabırla korkumun yersiz olduğunu anlatan, her canım sıkıldığında bana hep gülerek moral aşılayan Nuri abi ve Rona ablanın üzerimde geçen emeklerini unutmam hiçbir zaman mümkün olmayacak. Her sorumun cevabı vardı onlarda, başarıya giden en kısa ve en etkili yolu yılların verdiği deneyimle hep onlar bilirlerdi. Benimle bu kadar içten ilgilendiğiniz, bana sadece dersler konusunda değil, hayata dair de bu kadar fazla şey öğrettiğiniz ve hayalimin gerçek olmasını sağladığınız için çok teşekkür ederim.

Esra Eczacıbaşı (Harvard University)

Havanın nasıl olduğuyla başlamayın hikayenize derdi İngilizce öğretmenim hep, ama bazı günler hiç unutulmuyor. Unutulmuyor, onların havası, tarihi, hatıraları.

Güneşli bir gündü Princeton Review’a ilk kez adım attığımda. Hayatımda ne kadar da bilinmeyen vardı o sıralar. Ne kadar da heyecanlara gömülmüştü kalbim. Oysa beden ve ruhta bütün çatışmalar devam ederken, etrafımdaki her şey bana mısın demeden akıp gidiyordu. Selam diyordu miyavlayan kedi, uçuyordu kurumuş yapraklar.

İşte o güneşli günde yanımda yine beni her zaman koruyup kollayan annem duruyordu, hatırlıyorum. O benden heyecanlı, telaşlı, düşünceli…

Kapının zilini çalıyorum ve bir an sonra onlarca üniversitenin bayrağının olduğu minik ve rahat bir salonda beklemeye koyuluyoruz. Gözüme kırmızı bir bayrak takılıyor. Kırmızısı ne kadar da hoş. Sonra bir başka resim görüyorum merdivenin başında. Başarabilecek miyim? Soruyorum kendime.

Olacaklar, birkaç dakika ötemizde bizi bekliyor. Olacaklar hayatımı etkilemeye hazır bir kat yukarıda suskun, patlamaya hazır. Çağırıyorlar adımızı. Üst katta başka bir odaya giriyoruz. Bizi karşılayan... Kim mi?

Gülümsemesi yüzüne yayılıyor, “Merhaba”, diyor tok, babacan bir sesle. Huzur odanın her yerine sinmiş. Plaketler, ödüller etkileyici gözüküyor. Nuri Bey ise pek umursamaz gözüküyor arkasındaki başarının yavrularını. Mütevazılığı ona daha da ısınmamı sağlıyor o saniyede. Anneme bakıyorum, anlatmaya başlamış bile. Hikayesini, hikayemi, hikayemizi. Nuri Bey şaşırmış görünüyor. Şaşırmamak elde mi? Ben bile her hatırlayışımda kala kalıyorum, ben bile inanamıyorum, algılayamıyorum minik hayatımızdaki devasa olayları. Unutmakla unutmamak arasında kapanıp kalıyorum. Annem anlatmaya devam ediyor. Duygusal geliyor sesi biraz daha kulağıma. Gözleri doluyor. Ben ise yutkunuyorum. Yere bakıyorum.

O gün anlıyorum ki hayatta her şey para değil. Her şey para olmamalı zaten.

Amerika’da okumak isteyen bu çocuğa ücretsiz yardım etmeyi onaylıyor Nuri Özgür ve sonrasında ne mi oluyor? Görmüş geçirmiş başkan, ışığım oluyor Robert Kolej’deki son yılımda.

Erken başvurunun bitimine üç gün kala başvuruyorum Chicago Üniversitesi’ne. “Başvur Evladım!” diyor Nuri Başkan. Ben de büyük sözü dinliyorum galiba. Biraz zor yüzde yüz burslu girmek Amerika’nın en iyi üniversitelerinden biri olan Chicago Üniversitesi’ne; ancak, deneyelim diyoruz.

Bir başka gün oturuyoruz Nuri Bey’le ve koyuluyoruz okumaya kişisel kompozisyonumu. Azerbaycan’dan İstanbul’a gelen beni anlatıyor. Her üniversiteye gidecek biliyorum o yazı. Önemli. Sesli okuyalım diyor Nuri Bey ve başlıyor okumaya; fakat bir sorun var. Okunamıyor bir süre sonra yazılanlar. Tıkanıyor deneyimli okuyucu. Ben ise yutkunuyorum yine. Herkesin hikayesi var belki ama benimkisi biraz daha hüzünlü galiba.

Bana bakıyor sonra babacan gözler, fısıldıyor hafiften yutkunarak: “Tanrı’nın eli senin sırtına dokunacak” diyor.

Aylar geçiyor ve Tanrı uzanıyor omzuma, kabul alıyorum. Hem de bir okuldan değil neredeyse hepsinden. Ne demek düşüyor bu saatten sonra bilmiyorum ama başta Nuri Özgür olmak üzere, Özgür ailesine ve Princeton Review çalışanlarına sonsuz minnettarım. Emeği geçen herkese teşekkür ederim.

 

Gönül bağımızın ölene kadar sürmesi dileğiyle,

Saygılar,

İlknur Aliyev (University of Chicago)
 
 

Lisede 3.senemin sonlarına yaklaşırken hala Türkiye-Amerika kararsızlığını yaşıyordum. Sonra bir gün Nuri Bey’in odasından çıktım ve kafamdaki bütün soru işaretlerinin yerini kesin cevaplar aldı. Kararsızlığım geçti ve kendime inanmaya ve güvenmeye başladım. Bu zor ve stresli donemde, Nuri Bey ve Rona Hanım’ın yardımları ile doğru hedefi belirledik, değerli Princeton Review öğretmenleri sayesinde, Fransız lisesinde okumama rağmen, çok kısa bir surede, TOEFL, SAT 1 ve SAT 2 sınavlarından iyi sonuçlar elde ettim. En önemlisi ise, Nuri Bey’in, başvurularımda beni yüzbinlerce öğrenciden ayıracak özelliklerimi dışarı çıkarmasıydı. Bu kadar kısa bir sürede, hayallerimi gerçeğe dönüştürmemdeki emekleri için çok teşekkür ederim.

Elif Tekbaş (Columbia University)

Hayatımızda yeni açılan dönemlere girerken, bu dönemlerin getirdiği belirsizlikleri açıklığa kavuşturacak, bilinmeyenin içimizde oluşturduğu tedirginliği önümüzdeki yeniliklere güvenle ilerlemenin heyecanına dönüştürecek kişiler ararız. Onlar bizim yol göstericilerimiz, danışmanlarımız, bir araba yolculuğu yada bir telefon uzağımızdaki güven kaynaklarımız olurlar. TPR’daki Nuri Abi ve Rona Abla, hayatımı yönlendirecek üniversite ile ilgili kararımı vermemde benim için en iyisini bulmamda, kendi isteklerimi ve beklentilerimi fark etmemde hiçbir teşekkürün minnetimi anlatmaya yeterli olamayacağı kadar büyük bir yere sahipler.

Üniversiteyi Türkiye’de okuma fikriyle Nuri Abi’nin ofisine ilk defa gittiğimde beni tanımak için yaptığı uzun  görüşmeden sonra neden Amerika’da okumamın benim için daha iyi olacağını anlatırken, bu konudaki tecrübesi ve bilgisi, üniversitelerden hepsinde okumuş kadar ayrıntılı bahsetmesinden anlaşılıyordu. Yüzündeki kendinden emin ifade ve kendimle ilgili söylediğim her kelimeye taşıdığından daha büyük bir önem yükleyen gözlerindeki ilgi, bana geleceğim hakkında ona sonsuz güvenebileceğimin garantisini ilk buluşmamızda vermişti. Üniversite başvuru essay’lerinin, hazırlamam gereken activity sheet’lerin hepsini örneklerle, taslaklarla en iyi şekilde açıklayan ve yazdıklarımı bıkmadan defalarca düzeltip daha iyi olması için yorumlar yapan Nuri Abi, başvuru sürecindeki aylar içerisinde aklıma gelen her soruya bir cevap ve her sıkıntıya bir çözüm bularak benim kurtarıcım oldu. Üniversitelere hazırladığım belgeleri internet üzerinden gönderme konusunda ‘ya yanlış yapıp herşeyi mahvedersem?’ endişemi de benimle bilgisayar başında iki gün boyunca 6 saat aralıksız oturan, okulların web sitelerini kendi hazırlamış kadar iyi bilen Rona Abla yok etti.

Beş ayımın büyük bölümünü birlikte geçirdiğim, her konuda bana destek olan ve stresli başvuru dönemini bir aile ortamının sıcaklığıyla yumuşatan TPR’a herşey için çok çok teşekkür ederim.

Ceymi Doenyas (Princeton University)

I am very grateful to The Princeton Review in Turkey for preparing me so well for my university applications. When I first met with Nuri Bey in my hometown Zurich two years ago, I knew next to nothing of what was expected of me by US Universities for admittance. After that evening, I understood more about the university process than my university counselor at school was ever able to explain to our class. Thank you Nuri Bey and Rona Hanim for everything, the breadth and wealth of your knowledge on US universities was an invaluable asset.

Jonathan Burla (University of Pennsylvania)

Sevgili Nuri Abi,
Şu son iki yıl içinde hayatımda gerçekten çok önemli bir yere sahip oldun, beni kanadının altına aldın. Bütün yaşadıklarımız ve yardımların için çok teşekkür ediyorum.

Can Şarlayan (Bucknell University)

Benim Amerika’da üniversiteye gidebilmem lise son senemden önceki Ağustos ayına kadar sadece bir hayaldi. Her ne kadar çok çalışmış ve aslında bir zamanlar yeterince iyi olursam istediğim yere gidebileceğime inansam da aşmam gereken çok fazla engel vardı: Annem ve babamı başvurmama izin vermeleri için ikna etmek, Amerikan sisteminden olmayan ve İngilizce eğitim veren bir liseden olmamama rağmen SAT’lerde çok iyi puanlar almak, doğru essayleri doğru şekilde yazabilmek ve her şeyden önemlisi burs, hem de çok büyük miktarda burs, alabilmekti. Ve işte o Ağustos ayında annemle birlikte Nuri Bey’in ofisinden çıktıktan sonra her şey değişmişti. Nuri Bey annemi ikna etmiş ve ben TPR’ın mükemmel kadrosuyla çalışmaya başlamıştım. Nuri Bey bana inanmış ve kimsenin olmadığı kadar cömert davranmıştı. İkinci engeli de böylece aştım; SAT puanlarım yeterince iyiydi. Sıra essaylerdeydi. Nuri Bey defalarca taktı gözlüğünü benim için, defalarca yüzünü buruşturdu; ama sonunda “Olmuş!” dedi. Ve her şeyi yolladık. Artık stres büyüktü, beklemek zordu. Bütün bu yolculuk boyunca benim kadar heyecanlı biri daha vardı: Rona Hanım. Hatta erken başvurularda başıma gelen şanssızlığa benim kadar ağlayan tek insan o oldu. UPenn’e tam bursla gidebilmek… İşte bu, Nuri Bey ve Rona Hanım’ın desteği, güveni ve TPR kadrosunun profesyonelliği olmasaydı benim için sadece bir hayal olarak kalacaktı.

Zeynep Enkavi (University of Pennsylvania)
 

Beni bu stresli ve yoğun dönemimde rahatlatan Nuri Bey’e, bitmeyen sorularıma cevap vermekten sıkılmayan Müge Abla’ya ve desteklerinden ötürü ofisteki tüm herkese çok teşekkür ederim. Ne zaman gitsem sorunlarımı çözmek isteyen bir aileydiniz benim için. Kapıdan girdiğim anda Zeytin ve Dost’un ıslak karşılamasıyla başlayan sıcaklığın başarılı olmamda payı çok büyük, tekrar teşekkür ederim.

Yankı Yarman (Columbia University)

Ablamın Princeton’a girmesinde çok emeği geçen Nuri Bey, 4 yıl sonra sıkışık bir anında hiç çekinmeden yardımıma koştu, ve 10 gün içinde ekibiyle beraber başvurularımı iyileştirdi. Onun sayesinde şu an bir Columbia’lı olarak söyleyebilirim ki, güler yüzü, sıcaklığı ve her an yardıma hazır oluşuyla bir danışmandan öte bir baba gibi olan Nuri Bey, Rona Hanım, ve onların yetenekli ve eğlenceli ekibi, Princeton Review’u bana kendi evim gibi hissettirdiler. Bence her öğrenciye verilen bireysel ilginin bu kadar yoğun olması, Nuri Bey’in öğrencilerinin büyük başarılara imza atmasının altında yatıyor. Bende emeği gecen herkese çok teşekkür ediyor, herkesle yeniden görüşmeyi umuyorum.

Ecem Şenyuva (Columbia University)

Amerika’ya gitmeyi kesin olarak kararlaştırmamış olsanız bile gitmesi gerekilen ilk ve tek adresin The Princeton Review olduğunu rahatça söyleyebilirim. TPR’la tanışana kadar akademik bir amaçla katıldığım herhangi bir kuruma bu kadar istekli, mutlu ve üşenmeden gittiğimi hatırlamıyorum (gecenin 11′ine kadar süren fizik derslerime rağmen). Profesyonellik ve deneyim yanında TPR’ın en muhteşem yanı buydu: Etrafımdaki herkesin güler yüzlülüğü, her an benim için en iyisini istemeleri ve bana sürekli moral verişleri… İşte bütün başvuru sürecinin getirdiği yükümlülüklerin altından kalkmaya çalışırken asıl olarak böyle pozitif bir ortamın içinde olmamın hedefime ulaşmamdaki en büyük etken olduğuna inanıyorum ve TPR’ın işindeki mükemmelliği yanı sıra onu farklı kılan yanının bu ortamı düşünüyorum.

Pınar Görgülü (Harvard University)